Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Amerika kendine biçtiği “dünya efendiliği” rolü ile milliyeti, dini ve mezhebi fark etmeksizin dünyanın tüm mahrum ve mazlum halklarının üzerine karabasan gibi çöreklenirken, kendisiyle birlikte olan ya da en azından kurduğu emperyalist sistemin künhüne itiraz etmeden kendine paralel duran diğer “efendiler”e de uygun gördüğü payı verir.1979 Yılında dünya, tarihin en derin en kritik kırılmalarından birini yaşadı. Tüm zamanların firavunlarının beynine bir balyoz indi. Mazlum ve mahrum halkların kanlarını emmekte olan dünya egemenlerinin eli kesildi. “İslam İnkılabı” gerçekleşti. Amerika ve onun emperyalist sistemine “menfaatsal” olarak değil “varoluşsal” olarak itiraz eden ve dünya ya yeni bir alternatif sistem sunan “İslam İnkılabı”, asırlardır yerleşik hale gelmiş sömürü düzeninin temellerini sarstı.Büyük Şeytan, “İslam İnkılabı”nın doğru tanınması ve anlaşılması durumunda mazlum ve mahrum halkların uyanıp ayağa kalkacağını ve imparatorluğunun temellerinin sarsılacağını hissetmişti. Tedbir almalıydı. İsmine yakışır politikaları ile “İslam İnkılabı”nı boğmak ya da etkisini daraltabilmek için akla hayale gelmez fitne ve fesatları harekete geçirdi.Amerika’nın “İslam İnkılabı”nı kuşatmak için o günlerde tohumlarını saçtığı daha sonra Asya’dan Afrika’ya kadar tüm coğrafyalarda meyvelerini devşireceği fitnelerin biri, belki de en büyüğü “iki çehreli İslam anlayışı”nın ihdas edilmesiydi.Büyük Şeytan dersine çalışıyordu. İslam toplumu içerisinde ki çatlak ve zaaflara yöneldi. Çatlakları uçurumlara, zaafları amansız hastalıklara dönüştürebilmek için…Tekfirci İslam! (İslam İnkılabı’nı Doğu’dan kuşatmak için)SSCB’nin işgaline karşı mücadele eden hareketler ve İslam toplumu Afganistan’da “Komünist Rusya”ya karşı “Ehl-i Kitap Emperyalist Amerika” ile birlikte cihat(!) etmekte beis görmemek bir yana bunu meşru bir gereklilik görmesi Amerika’ya aradığı fırsatı altın tepside sundu.Amerika, tarih boyunca İslam ümmeti içerisinde olagelmiş çatlakların en tehlikelisine el attı. Harici/Tekfirci damarı yani Selefi/Vahhabi anlayışı görünüşte “Komünist Rusya”ya esas da ve gelecekte ise “İslam İnkılabı”na karşı kullanmak için örgütlemeye koyuldu.Pakistan coğrafyasında eğitilen (mankurtlaştırılan) tekfirci Selefi/Vahhabi topluluklar hareketin ana gövdesi olarak “Talebe Hareketi /TALİBAN” olarak adlandırılıp toplumsal zemin hazırlandı. Zaten var olan anlayış formatlanarak “İslam İnkılabı ve Şiilik”i birincil tehdit algılayan, cennete ulaşabilmenin anahtarını mazlum, mahrum, masum, günahsız, kadın, çocuk fark etmeksizin “Şii” katletmekte gören, güdülmeye hazır sürüler oluşturuldu.İkinci aşama da öncelikle Afganistan’dan başlamak üzere tüm İslam coğrafyasını kan ve gözyaşı deryasına çevirecek silahlı örgütlenme gerçekleştirildi. Tarihin görüp göreceği en kanlı terör örgütü şekillendirildi: “EL-KAİDE!”Üçüncü aşama da ise fikirsel olarak Selefi/Vahhabi anlayışın, örgütsel olarak EL-KAİDE’nin İslam coğrafyasında zemin bulması ya da transfer edilmesi vardı. İslam coğrafyasında egemen olarak hüküm süren milli ve mezhebi taassuplar, Amerika’nın hedeflediklerini bazılarının “cihat” aşkıyla yapmasını temin ediyordu zaten…Ilımlı İslam!(İslam İnkılabı’nı Batı’dan kuşatmak için)İslam İnkılabı’nı doğu yakasından (Pakistan – Afganistan) tekfirci İslam ile kuşatmaya çalışan Amerika, aynı yıllarda İslam İnkılabı’nı batı yakasından da (Türkiye) kuşatabilmek için başka bir İslami anlayışın temellerini yükseltiyordu.Görünüşleri ile mağara insanlarını andıran, gözlerini kan ve şiddet bürümüş sığ düşünceleri ile tekfirci İslam’ın modern çağ kültürü ile tanışmış İslami toplumlarda rağbet ve zemin bulamayacağı hatta nefret uyandıracağı bir hakikatti.Bu noktayı tespit eden Büyük Şeytan, yaşantıları ile Batı kültürünün bir parçası gibi duran, kendilerine esas uğraş alanı olarak “eğitim” alanını seçmiş, dillerinde “hoşgörü ve diyalog” kelimeleri pelesenk olmuş “Gülen Cemaati”ni şekillendiriyordu.Cemaat insan yetiştirmeye koyuldu. Hoşgörü maskesinin ardında diyalog adına Amerikan Emperyalizmi ve İsrail Siyonizm’iyle çatışmayı, tartışmayı, hatta eleştirmeyi bile uygun görmeyen ancak “Şiilik ve İslam İnkılabı”nı nefretin merkezine oturtan bir insan tipi inşa ediliyordu. Barış ve kardeşlik adına tevhitte İslamiyet ile Hristiyanlık, Musevilik ve Budizm’i eşitleyecek kadar esnek olan “Cemaat”, Ehl-i Beyt mektebi ve mensupları ile İslam İnkılabı’nı insanlık ve barış (!) adına potansiyel tehdit görüyordu.Cemaat’in ikinci aşamasında ise, Türkiye’de elde edilen tecrübenin Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine aktarılarak bu bölgede İslam İnkılabı’nın etkisini kırma ya da en azından daraltma ve aynı zamanda Amerika’yı dünyanın doğal patronu ve özgürlükler sembolü gören bir nesil kurgulama çabası vardı.Üçüncü aşama ise Asya’da elde edilen tecrübenin diğer kıtalara aktarılmasını içeriyordu…SonuçBüyük Şeytan Amerika’nın tüm bölge politikalarının merkezinde tek bir amaç vardır: “İslam İnkılabı”na zarar verebilmek! Bu amaç bazen direkttir, bazen dolaylı, bazen örtülü. Ancak bu hakikat Amerikan politikaları için asla değişmez bir ilkedir!Büyük Şeytan’nın son otuz yıldır bölgede inşa ettiği “Amerikancı İslam”ın iki çehresi vardır: “Tekfirci İslam” ve “Ilımlı İslam”! İlk bakışta birbirlerine taban tabana zıt gibi görünseler de her iki anlayışın da amaç ve hedefleri birdir, aynıdır: “İslam İnkılabı’nın mazlum ve mahrum kitlelere ulaşmasına set olabilme ya da etkilerini izole edebilme”!Bu üst perspektiften baktığımızda görürüz ki; Tekfirci İslam’da Amerikancıdır, Ilımlı İslam’da! El-Kaide’de Amerika’nın amaçlarına hizmet etmektedir, Cemaat te! Fark, sadece hizmet etme biçimlerindedir!Kemal Şükrü SEVİNDİK / rasthaber
26 Ocak 2014 - 20:30
News ID: 500568
Bismihi Teâlâ Modern zamanların “Babil”i Amerika, tüm yeryüzü için güttüğü emperyalist emeller ve bu emellerini pratize etmek için yürüttüğü bin bir suratlı politikaları dolayısıyla “Büyük Şeytan” unvanını layıkıyla hak ettiği gibi işin doğrusu “Emperyalist Amerika”yı tam olarak anlamlandırabilecek en güzel tabir de “Büyük Şeytan Amerika”dır.